• 8 Temmuz 2020

Yükselen Asya’nın Yükselen ülkesi Özbekistan

MURAT PALAVAR-ARAŞTIRMACI/YAZAR

Dünya küreselj ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Ben Asya, dünyanın adeta ‘fabrikası’ haline geldi. ‘Yükselen Doğu’ perspektifi tüm dünyada kabul görüyor.
Afro-Avrasya coğrafyasında stratejik derinliğe sahip Türkiye, Ağustos ayında ‘Yeni Asya açılımını’ kamuoyuna deklare etti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 11. Büyükelçiler Konferansı’nda şu açıklamayı yaptı: ‘Yeniden Asya’ (Asia Anew) adını verdiğimiz açılımı bugün buradan ilan ediyoruz”.
Programın dikkat çekici konuğu ise Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov idi.
İlerleyen günlerde Ticaret Bakanlığı ‘İhracat Ana Planı’ ve ‘17 Hedef Ülke’ programını hayata geçirdi. Bakan Ruhsar Pekcan’ın açıkladığı hedef 17 ülkeden 7’si Asya ülkesiydi. Bunlar arasında dikkat çeken ülke yine Özbekistan’dı. İki ülkenin ortak dil, tarih ilişkilerinin yanında ortak jeostratejik dinamikleri sözkonusu. Bir tarafta, Batı’ya doğru gidildiğinde kıtaların birleştiği Türkiye; Diğer tarafta Doğu’da İpek Yolu’nun zengin birikimini üzerinde taşıyan bir kavşak noktası Özbekistan.
Ülke, Türkiye için adeta Asya’ya açılan bir kapı. 33.5 milyon ile Orta Asya’nın en büyük nüfusu. Tüm Orta Asya ülkelerine sınırı var. Rusya’da tahmini 3 milyon Özbekistanlı yaşıyor. Kazakistan, Kırgızistan, Afganistan ve Tacikistan’da ciddi oranda nüfusu var. Sahip olduğu proxy hinterlandı ile Asya’nın adeta atardamarlarından biri. Uluslararası finans kuruluşları öngörülerine göre Özbekistan, gelecek 10 yılda dünyada en hızlı büyüyecekler listesinde. Son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 8 büyümesiyle dikkat çekiyor. Altın rezervleri bakımından dünyada 4. Uranyum rezervleri bakımından da dünyada 11.
Doğalgaz üretiminde ilk 11 ülke arasında yer alıyor. Dünyada en büyük pamuk üreticisi ve ihracatçıları arasında. Fakat son yıllarda ihracatta kısıtlamalar getiriliyor. Ürünün sadece hammadde olarak ihraç edilmesinden ziyade iplik kumaş gibi ürünlerin ihraç edilmesine sıcak bakılıyor. Yıllık ortalama 3 milyon ton pamuk lifi üretiliyor.
Ülke, Orta Asya nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan nüfusu ile bölgedeki en genç tüketici pazarını oluşturuyor. Elverişli tarım arazileri coğrafi konumu ve büyük pazarlara yakın olması ile yabancı yatırımcıları cezbediyor.
Buna ek olarak, 300 milyon nüfuslu bir pazara ürünlerini gümrüksüz sokabiliyor. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ile Serbest Ticaret Anlaması var.

Peki, Türkiye neden Özbekistan’a bir öncelik gösteriyor? Bu sadece karşılıklı ekonomik işbirliği çabası mı?

Bu sorunun cevabının altında Özbekistan’ın ‘istikrarlı yapısı’ ve ‘bölgesel etkisi’ yatıyor. İş ve ekonomi en başta istikrarı arar. Özbekistan’ın ayırt edici özelliği siyasi ve makroekonomik istikrara sahip olması. Ülke, bağımsızlığına kavuştuğu tarihten bu yana geçen 28 yılda, ciddi bir kriz ve siyasi huzursuzluktan etkilenmedi. Ülke öz kaynaklarına dayalı, kalkınma politikası izledi. Dengeye dayalı, bir dış politika sürdürüldü. Adeta istikrar merkezi haline geldi.
Diğer taraftan bölgede kaotik bir durum sözkonusu (Afganistan’da yaşananlar). Orta Asya ülkeleri arasında liderlik rolü üstlenecek bir yaklaşıma acilen ihtiyaç var. Türkiye-Özbekistan ilişkisi bu anlamda farklı dinamikleri beraberinde getirebilir. İki ülkenin ekopolitik dengeleyici gücü bölgeye hem ticari bir ivme katabilir hem de barışa ve huzura katkıda bulunabilir.
Şevket Mirziyoyev göreve gelmesiyle dış politikada birinci önceliğini komşularla işbirliği olarak belirledi. Mirziyoyev, ilk ziyaretlerini komşu ülkelere yaptı. Orta Asya bölgesinde sınırlarını açmanın ötesinde pazarları da genişleterek bölgesel entegrasyon sürecini başlattı. Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, 17 yıl aradan sonra Taşkent’te gitti. Kırgızistan ile sınır ve yaşanan etnik sorunlarda ilerlemeler sağlandı. Bölgedeki diğer bir sorun olan su problemine karşı bölgesel dinamikler harekete geçirildi. Ve halen de Amuderya ve Siriderya nehirlerinin memba ülkeleri durumundaki Kırgızistan ve Tacikistan’ın inşa ettiği santraller konusunda ortak yol aranıyor.

Burada şöyle bir soru akla gelebilir:
Özbekistan, dünya konjöktüründe potansiyelini sahaya ne kadar yansıtabilecek?

Özbekistan tam 70 yıl boyunca SSCB’nin altında bir itaat atmosferinde yaşadı. Ülkenin tüm zenginliklerinin ve mülklerinin tek sahibi olarak Sovyet devleti görüldü. Bağımsızlık sonrasında ise kontrollü bir ekonomik ve politik yol izlendi. Fakat 2016 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Şevket Mirziyoyev ile birlikte bir dönüm noktası yaşandı. Mirziyoyev “2017-2021 Kalkınma Stratejisi” kapsamında başlatan reformlarla Özbekistan’ı dünyaya açtı. Hukukun üstünlüğü, rüşvet mücadelesi, insan hakları, ekonominin serbestleştirilmesi, özel sektöre önem verilmesi, ihracatçıların desteklemesi ve yabancı yatırımların ülkeye yönlendirilmesi gibi radikal değişimleri başlattı. Özbekistan ilk bağımsızlık yıllarında Türkiye için “Çolpan Yıldızımız” değerlendirmesi yapılmıştı. Türkiye’nin güçlü özel sektör tecrübesi var. Avrupa Birliği(AB) ile edindiği diplomasi tecrübesi ve Gümrük Birliği ile kazandığı uluslarası ticari birikimi sözkonusu. Karşılıklı işbirliği iki ülkeye kazanımlar getirecektir. Özbekistan’ın bölgedeki potansiyelini daha etkin şekilde kullanmasında müessir olacaktır. Dünyada gerginleşen ve artarak süren ticaret savaşlarında aslında bu bir elzem bir politikadır. Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov bunu şu cümleler ile aktarıyor:
“Dünya tek taraflı karar alma dönemine girmiştir ve bazı devletler arasında stratejik güven krizi yaşanıyor. Güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyen politik ve ekonomik gerilimlerin daha da arttığı gözlemleniyor. Bu süreçler, Batı ve Doğu’nun kesiştiği bölgelerde bulunan ülkelerimizin çıkarlarını etkilemeden geçmeyecek.”
Evet tüm dünya dengeleri evriliyor. Bu anlamda iki ülkenin sergileyeceği işbirliği sadece kendi sınırlarında kalan bir etki oluşturmayacak, tüm bölgeye katkı sunacaktır.
Özbekistan’nın taşıdığı bir diğer önem de Türkiye’nin Orta Asya’ya uzanan geçmişiyle bağlarını yeniden kurulmasını sağlayacak bir ülke olmasıdır. Buhara, Semerkand ve İstanbul ekseni dini, ahlaki ve felsefi derinlik taşıyor. Cumhuriyetin 100. Yılı 2023 hedefi doğrultusundaki Türkiye’nin ata topraklarıyla kuracağı derin ilişkiler onun 100. Yıl hedeflerine ulaşmasında katkı sunacaktır.
Çin’den Afrika ve Avrupa’ya kadar ulaşan, İpek Yolu güzergahında Özbekistan toprakları Türkistan coğrafyasında bilim, sanat ve kültür merkezidir aynı zamanda. Batı medeniyetine yön veren, adeta açık hava müzesi görünümünde. Bu kadim medeniyetin ve onunla olan bağlarımızın daha görünür hâle getirilmesi iki ülke açısından çarpan etkisi oluşturacaktır.

mpalavar

Read Previous

Özbekistan demokrasisi seçimlere hazır mı?

Read Next

CNN’den çarpıcı Özbekistan yorumu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir