• 4 Temmuz 2020

Nazi’lere esir düştüler; Avrupa’nın göbeğinde kurşuna dizildiler

ÖZBEKİSTANHABER-Bugün tarihler 9 Mayıs’ı gösteriyor. Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nı yendiği tarih. Yıldönümü, Rusya’da ‘Zafer Bayramı’olarak kutlanıyor. Özbekistan’da ise 9 Mayıs savaşta ölenlerin anısına “Anma ve Saygı Günü” olarak kutlanıyor. Çünkü savaşın diğer yüzünde Özbekistan açısından acı bir tablo var.
YÜZBİNLERCE KAYIP
İkinci Dünya Savaşı’nda Orta Asya’daki evlerinden Alman ordusuna karşı savaşmak için yola çıkan 1,4 milyon Özbekistan asıllı insanın üçte biri evlerine geri dönemedi. 100 bin asker de kayboldu. Büyük trajedilere neden olan savaşta diğer bir acı ise Nazilere esir düşen çoğu Semerkant’tan gelen Özbeklerin bulunduğu esirlerin yaşadıkları. Sonları kurşuna dizilerek ölüm olan askerlerin dramını ÖzbekistanHaber olarak sizler için derledik.
HOLLANDA’YA PROPAGANDA İÇİN SÜRÜLDÜLER
Almanya’nın Sovyetler Birliği’ni işgale başladığı ilk haftalarda Smolensk yakınlarında esir düşen bu 101 kişi, işgal altındaki Hollanda topraklarına propaganda amacıyla getirildi.”Özellikle Asyalı görünüme sahip esirleri seçip, Nazilere direnç gösteren Hollandalılara sergilemek istiyorlardı. “Alt insan” diye tanımladıkları bu insanları gördükten sonra Sovyetlerin neye benzediğini gören Hollandalıların Almanya’ya destek vermesini umuyorlardı. Nazilerin Sovyet halkları hakkında düşüncelerini değiştirmeye çalıştığı kişiler ise Amersfoort’taki toplama kampında kalan Hollandalı komünistlerdi. 1941’den beri Yahudilerle birlikte bu kampta tutuluyorlardı.Fakat plan işe yaramadı.
ÇOK GÜÇSÜZLERDİ
Henk Broekhuizen, hâlâ hayatta olan az sayıda tanıktan biri. Ergenliğinde Sovyet esirlerinin kente getirilişini izlediğini hatırlıyor.”Gözlerimi kapattığımda yüzlerini hatırlıyorum” diyor ve ekliyor: “Paçavralara bürünmüşlerdi, hiç askere benzemiyorlardı. Yalnızca yüzlerini görebiliyordunuz.”Naziler onları tren istasyonundan kampa kadar ana caddeden yürüttüler. Çok küçük ve güçsüzlerdi, ayaklarına da çaput bağlamışlardı.Bazıları arkadaşlarının koluna girerek güçlükle yürüyebiliyordu.”Bazı esirler, kendilerini izleyen halkla göz teması kurmuş, el hareketleriyle aç olduklarını anlatmaya çalışmışlardı.”Onlara su ve ekmek getirdik. Ama Naziler hepsini ellerimizden alıp yere attı. Yardım etmemize izin vermediler” diyor Broekhuizen. Onları bir daha görmediğini söyleyen Broekhuizen, başlarına ne geldiğini de bilmiyordu.
Fakat gazeteci Remco Reiding Hollanda arşivlerine girerek yaşananlarla ilgili belgeler bulmaya başlamıştı.İlk fark ettiği, çoğunun Özbek olduğuydu. Toplama kampındaki yetkililerin de bundan haberi yoktu. Yalnızca Rusça konuşan bir Nazi görevlisi onları sorguladıktan sonra bunu öğrenebildiler.Reiding, bu kişilerin çoğunun Semerkant’tan geldiğini söylüyor:
“Belki bazıları Kazak, Kırgız veya Başkurt’tu. Ama çoğu Özbekti.”
AÇ BIRAKILDILAR
Reiding’in ortaya çıkardığı bir diğer şey de Orta Asyalıların kamptaki diğer herkesten daha kötü muamele gördüğüydü:
“Kamptaki ilk üç günlerinde etrafı dikenli telle çevrili açık bir alanda tutularak aç bırakıldılar.”Alman bir film ekibi, barbar ‘insan altı varlıkların’ yemek için birbiriyle kavga ettiği anı çekmek için hazırlanıyordu. Propaganda için bu filme ihtiyaçları vardı.”Sonunda Naziler aç Özbeklerin arasına bir somun ekmek attı.
“Ama hiç beklemedikleri bir şekilde içlerinden biri ekmeği eline alarak bir kaşıkla eşit parçalara böldü. Diğerleri de o sırada sakince bekledi. Kimse kavga etmedi. Sonra da eşit şekilde bölünmüş ekmekleri paylaştılar. Naziler hayal kırıklığına uğramıştı.”
YEMEK ARTIKLARINI VERDİLER
Ama esirleri daha kötü şeyler de bekliyordu.”Özbeklere diğer esirlere verdiklerinin yarısı kadar gıda veriyorlardı ve onlara yardımcı olmaya çalışan biri olduğunda bütün kampı cezalandırıyorlardı. Yemek artıklarını ve patates kabuklarını yediklerinde Naziler onları ‘domuzların yiyeceği şeyi yiyorsunuz’ diyerek dövüyordu” diyor Özbek tarihçi Bahodir Uzakov. Yakınlardaki Gouda kentinde yaşayan Uzakov da Amersfoort kampının tarihiyle ilgili araştırmalar yürütüyor.
DÜZENLİ DAYAK YEDİLER
Kamptaki gardiyanların itirafları ve kamptaki diğer esirlerin tanıklıklarını arşivlerden çıkartan ve bunlarla 2015 yılında bir kitap yayınlayan Reiding, kampta Özbeklere taş, kum veya kütük taşıma gibi en kötü işlerin verildiğini, düzenli olarak da dayak atıldığını ortaya koydu.Aç ve çelimsiz kalan Özbekler yakaladıkları sıçanları, fareleri ve buldukları bitkileri yemeye başlamış. Aralarından 24’ü 1941’in sert geçen kışını çıkaramadı. Kalan 77’sine ise çalışmak için çok güçsüz kaldıkları için ihtiyaç duyulmadı.Bu yüzden 1942 senesinde bir Nisan sabahı “İklimi size daha uygun olan Güney Fransa’ya gönderiliyorsunuz” denilerek kamptan çıkarıldılar.Ancak götürüldükleri yer Güney Fransa değil, kampın hemen dışındaki ormandı. Burada kurşuna dizilerek infaz edildiler ve bir toplu mezara gömüldüler.
BİRBİRLERİNE SARILARAK ÖLDÜLER
“Bazıları ağlamaya başladı, diğerleri el ele tutuşarak ölümle yüzleştiler. Kaçmaya çalışanlar ise askerler tarafından kovalanarak vuruldu” diyor kampın gardiyanları ve şoförlerinin tanıklıklarını anlattıkları belgelere ulaşan Reiding ve ekliyor:”Müezzinlerin insanları namaza çağırdığı, pazaryerinde rüzgârların kum ve tozlarla dans ettiği ve sokakları baharat kokan şehrinizden 5 bin kilometre uzakta olduğunuzu hayal edin.
“Onların dilini bilmiyorsunuz, onlar da sizin dilinizi bilmiyor.Ve bu insanların size niye hayvan gibi muamele ettiğini asla anlamıyorsunuz.”

mpalavar

Read Previous

Acı bir ders aldık

Read Next

Özbekistan’ın yaslı annesi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir